top of page

Duyu Bütünleme Bozukluğu Nedir? Belirtileri Nelerdir?

30 May 2025
9 dakikada okunur

Güncelleme tarihi: 11 Eyl


Çocuklarda duyusal işlemleme ve duyu bütünleme değerlendirmesi
Çocuklarda duyusal işlemleme ve duyu bütünleme değerlendirmesi

Çocuğunuz elektrik süpürgesinin sesinde kulaklarını kapatıyor, kıyafet etiketlerine tahammül edemiyor, saç kestirmek istemiyor veya sürekli zıplamak, dönmek ve hareket etmek istiyor olabilir.


Bazı çocuklar ise tam tersine çevresindeki uyaranlara daha az tepki gösterebilir, sık sık bir yerlere çarpabilir veya hareket ihtiyacını fark etmekte zorlanabilir.


Bu davranışlar ailelerin sıklıkla:


“Çocuğumda duyu bütünleme problemi olabilir mi?”

diye düşünmesine neden olur.


Duyusal farklılıklar gerçekten çocuğun günlük yaşamını etkileyebilir. Ancak önemli bir ayrım vardır:


“Duyu bütünleme bozukluğu” veya “duyusal işlemleme bozukluğu” ifadesi yaygın olarak kullanılsa da, tek başına standart ve evrensel kabul görmüş bir tıbbi tanı değildir.


Amerikan Pediatri Akademisi (AAP), duyusal belirtilerin tek başına ayrı bir “duyusal işlemleme bozukluğu” tanısı olarak kullanılmamasını; çocuğun gelişiminin daha kapsamlı değerlendirilmesini önermektedir.


Bu nedenle Cliniq'te daha doğru ifade:


duyu bütünleme güçlükleri veya duyusal işlemleme güçlükleri

şeklindedir.


Duyu Bütünleme Nedir?


Duyu bütünleme, beynimizin vücudumuzdan ve çevremizden gelen duyusal bilgileri alması, düzenlemesi ve bu bilgilere uygun bir yanıt oluşturmamıza yardımcı olmasıyla ilişkili süreçleri tanımlamak için kullanılan bir kavramdır.


Çocuk gün boyunca aynı anda birçok duyusal bilgiyle karşılaşır:


  • Sesler

  • Görüntüler

  • Dokunmalar

  • Kokular

  • Tatlar

  • Hareket

  • Denge

  • Kas ve eklemlerden gelen vücut pozisyonu bilgileri


Örneğin çocuk parkta salıncağa binerken aynı anda:


  • Salıncağın hareketini,

  • Vücudunun konumunu,

  • Ellerinin zincire temasını,

  • Etraftaki çocukların seslerini,

  • Çevresindeki görüntüleri

işler.


Bu bilgilerin organize edilmesi çocuğun çevresine uygun şekilde yanıt vermesine ve günlük etkinliklere katılmasına yardımcı olur.


Amerikan Ergoterapi Derneği (AOTA), ergoterapistlerin duyusal işlemleme ve bütünleme güçlüklerini özellikle bunların ev, okul ve toplum yaşamındaki katılımı nasıl etkilediği açısından değerlendirdiğini belirtmektedir.



Duyusal İşlemleme Güçlüğü Ne Demektir?


Bazı çocuklar belirli duyusal uyaranlara diğer çocuklardan daha yoğun veya daha az tepki verebilir.


Örneğin bir çocuk için elektrik süpürgesinin sesi sıradan bir ev sesi olabilirken başka bir çocuk için son derece rahatsız edici olabilir.


Başka bir çocuk ise sürekli:


  • Zıplamak,

  • Dönmek,

  • Tırmanmak,

  • Bir yerlere çarpmak,

  • Ağır şeyleri itmek

isteyebilir.


Bu farklılıklar tek başına problem olduğu anlamına gelmez.


Asıl önemli soru şudur:


Bu duyusal özellikler çocuğun günlük yaşamını ne kadar etkiliyor?


Örneğin çocuk:


  • Giyinemiyor,

  • Saçını kestiremiyor,

  • Okulda durmakta zorlanıyor,

  • Yemek yiyemiyor,

  • Park aktivitelerine katılamıyor,

  • Kalabalık ortamlardan sürekli kaçınıyor,

  • Günlük rutinlerde yoğun zorlanma yaşıyorsa,


duyusal işlemleme özelliklerinin işlevsel etkisinin değerlendirilmesi yararlı olabilir.



Duyu Bütünleme Güçlüklerinin Belirtileri Nelerdir?


Belirtiler her çocukta aynı değildir.


Bir çocuk belirli uyaranlardan yoğun şekilde kaçınırken başka bir çocuk aynı uyaranları sürekli arayabilir.


Genel olarak belirtiler üç farklı şekilde görülebilir:


Uyaranlara aşırı tepki

Çocuk bazı ses, dokunma veya hareketleri çok yoğun yaşayabilir.


Uyaranlara az tepki

Çevresindeki bazı duyusal bilgileri fark etmesi veya bunlara yanıt vermesi daha uzun sürebilir.


Duyusal uyaran arayışı

Çocuk belirli hareketleri veya duyusal deneyimleri sürekli arayabilir.


AAP de duyusal özelliklerin aşırı tepki, az tepki veya duyusal uyaran arayışı şeklinde görülebileceğini belirtmektedir.


1. Dokunmaya Karşı Hassasiyet

Bazı çocuklar dokunma duyusuna karşı yoğun tepki gösterebilir.


Örneğin:


  • Kıyafet etiketlerinden çok rahatsız olabilir.

  • Belirli kumaşları giymek istemeyebilir.

  • Çorap dikişlerinden şikâyet edebilir.

  • Saç taratmaktan kaçınabilir.

  • Saç veya tırnak kestirmek istemeyebilir.

  • Diş fırçalamaya yoğun tepki gösterebilir.

  • Ellerinin kirlenmesinden rahatsız olabilir.

  • Parmak boyası, kum veya oyun hamuruna dokunmak istemeyebilir.

  • Beklenmedik dokunmalardan hoşlanmayabilir.


Burada amaç çocuğu yalnızca:


“Alışması lazım.”

diyerek zorlamak değil, davranışın altında ne olduğunu anlamaktır.


2. Seslere Karşı Hassasiyet


Bazı çocuklar günlük hayatta sıradan kabul edilen seslerden yoğun şekilde rahatsız olabilir.


Örneğin:


  • Elektrik süpürgesi

  • Saç kurutma makinesi

  • Blender

  • Sifon sesi

  • El kurutma makinesi

  • Kalabalık sınıf

  • Doğum günü ortamı

  • Yüksek müzik


çocuk için çok rahatsız edici olabilir.


Çocuk:


  • Kulaklarını kapatabilir,

  • Ortamdan kaçabilir,

  • Ağlayabilir,

  • Huzursuzlaşabilir,

  • Gürültülü yerlere girmek istemeyebilir.


Bu davranışların ne zaman, hangi seslerle ve çocuğun günlük yaşamını ne kadar etkilediği değerlendirmede önemlidir.


3. Hareketi Sürekli Arama


Bazı çocuklar çok yoğun hareket ihtiyacı gösterebilir.


Örneğin çocuk:


  • Sürekli zıplar,

  • Koltuklardan atlar,

  • Dönmek ister,

  • Tırmanır,

  • Koşar,

  • Sallanmayı çok sever,

  • Hareket etmeyi bırakmakta zorlanır.


Aileler bunu bazen:


“Enerjisini hiç bitiremiyoruz.”

şeklinde tarif eder.


Ancak yoğun hareketlilik tek başına duyusal bir problem olduğunu göstermez.


Çocuğun dikkat, dürtü kontrolü, genel gelişimi, uyku ve çevresel koşulları da değerlendirilmelidir.


4. Hareketten Kaçınma


Bazı çocuklar ise hareket konusunda çok temkinlidir.


Örneğin:


  • Salıncağa binmek istemeyebilir.

  • Kaydıraktan korkabilir.

  • Ayaklarının yerden kesilmesini istemeyebilir.

  • Merdivenlerde çok temkinli olabilir.

  • Park oyunlarından kaçınabilir.

  • Dengesinin bozulduğu aktivitelerde korkabilir.


Burada çocuğun denge, motor planlama ve fiziksel gelişim becerileri de göz önünde bulundurulmalıdır.


5. Sürekli Bir Şeylere Çarpma veya Sert Oyun


Bazı çocuklar:


  • İnsanlara sertçe sarılabilir,

  • Oyuncaklara fazla kuvvet uygulayabilir,

  • Bir yerlere çarpabilir,

  • Kendini koltuğa veya yatağa bırakabilir,

  • Ağır nesneleri taşımak veya itmek isteyebilir.


Bu davranışlar bazen çocuğun vücudundan gelen kas-eklem ve vücut konumu bilgilerini nasıl işlediğiyle ilişkili olabilir.


Ancak sakarlık veya sık düşme gibi belirtilerde motor koordinasyon, görme, kas gücü veya başka fiziksel nedenler de değerlendirilmelidir.


6. Seçici Yeme ve Dokulara Tepki


Duyusal özellikler bazı çocuklarda yemek sırasında belirginleşebilir.


Çocuk:


  • Yalnızca belirli kıvamdaki yiyecekleri yiyebilir,

  • Pütürlü gıdalardan kaçınabilir,

  • Belirli kokulara yoğun tepki verebilir,

  • Yeni yiyecekleri ağzına almak istemeyebilir,

  • Bazı yiyecekleri görünce veya koklayınca öğürebilir.


Ancak her seçici yeme problemi duyusal kaynaklı değildir.


Tıbbi, oral-motor, gastrointestinal, davranışsal ve beslenmeyle ilişkili farklı nedenler bulunabilir.


Bu nedenle özellikle besin çeşitliliği ciddi şekilde sınırlanmışsa multidisipliner değerlendirme daha uygun olabilir.


7. Öz Bakım Aktivitelerinde Zorlanma


Duyusal özellikler günlük bakım sırasında da ortaya çıkabilir.


Örneğin:


  • Diş fırçalama

  • Saç yıkama

  • Saç tarama

  • Tırnak kesme

  • Yüz yıkama

  • Duş alma

  • Kıyafet değiştirme

çocuk için yoğun stres kaynağı olabilir.


Burada ergoterapi açısından önemli olan yalnızca “hassasiyet var mı?” sorusu değildir.


Bu hassasiyet çocuğun bağımsızlığını ve aile rutinlerini ne kadar etkiliyor?

sorusu da değerlendirilir.


8. Kalabalık Ortamlarda Zorlanma


Bazı çocuklar aynı anda çok fazla:


  • Ses,

  • İnsan,

  • Hareket,

  • Görsel uyaran

bulunan ortamlarda zorlanabilir.


Örneğin:


  • AVM

  • Market

  • Düğün

  • Doğum günü

  • Kalabalık sınıf

  • Oyun alanı

gibi ortamlarda çocuk daha huzursuz olabilir.


Çocuk kaçmak, kulaklarını kapatmak veya ortamdan uzaklaşmak isteyebilir.


Bu durumda yalnızca çocuğun davranışına değil, ortamın çocuktan ne kadar duyusal işlemleme gerektirdiğine de bakmak gerekir.


9. Dikkat ve Duyusal Düzenleme


Çocuğun duyusal ihtiyaçları bazı durumlarda dikkatini ve etkinliğe katılımını etkileyebilir.


Örneğin sınıfta çevredeki her sesi fark eden bir çocuk öğretmenin söylediklerine odaklanmakta zorlanabilir.


Başka bir çocuk uzun süre oturduktan sonra hareket ihtiyacı hissedebilir.


Ancak:


“Dikkati dağınık = duyu bütünleme problemi”

şeklinde bir eşleştirme doğru değildir.


Dikkat güçlüklerinin pek çok farklı nedeni olabilir ve çocuğun bütün gelişim profili değerlendirilmelidir.



Çocukta Duyusal Hassasiyet Olması Hastalık Anlamına mı Gelir?


Hayır.


Hepimizin duyusal tercihleri vardır.


Bir yetişkin:


  • Yüksek sesten hoşlanmayabilir,

  • Yün kazak giyemeyebilir,

  • Belirli kokuları sevmeyebilir.


Çocuklarda da duyusal tercihler olabilir.


Bir özellik ancak çocuğun:


  • Ev yaşamını,

  • Okula katılımını,

  • Oyunu,

  • Beslenmesini,

  • Öz bakımını,

  • Sosyal yaşama katılımını

belirgin şekilde etkilediğinde profesyonel değerlendirme açısından daha önemli hale gelir.


AOTA'nın yaklaşımında da duyusal işlemleme değerlendirmesinin amacı yalnızca duyusal davranışları tanımlamak değil, bunların kişinin günlük aktivitelere katılımıyla ilişkisini ortaya koymaktır.



Duyu Bütünleme Bozukluğu Bir Tanı mı?


Bu bölüm özellikle önemlidir.


“Duyusal işlemleme bozukluğu” ayrı ve evrensel olarak kabul edilmiş standart bir tıbbi tanı değildir.


AAP, duyusal belirtilerin bulunduğu çocuklarda başka gelişimsel ve davranışsal durumların da değerlendirilmesi gerektiğini belirtmektedir.


Bu nedenle bir çocuğun:


  • Etiketlerden rahatsız olması,

  • Çok hareketli olması,

  • Sesi sevmemesi,

  • Yemek seçmesi

üzerinden doğrudan:


“Duyu bütünleme bozukluğu var.”

demek doğru değildir.


Daha güvenli yaklaşım:


“Çocuğun duyusal işlemleme alanında günlük yaşamını etkileyen bazı güçlükleri var.”

şeklindedir.



Duyusal Güçlükler Otizm Belirtisi midir?


Duyusal farklılıklar otizmli çocuklarda görülebilir.


Güncel otizm tanı kriterlerinde duyusal uyaranlara aşırı veya az tepki verme ya da çevrenin duyusal özelliklerine sıra dışı ilgi gösterme, değerlendirilen özelliklerden biridir.


Ancak çok önemli nokta şudur:


Duyusal hassasiyet tek başına otizm anlamına gelmez.


Duyusal özellikler farklı gelişimsel ve davranışsal durumlarda da görülebilir.


AAP; duyusal güçlüklerin otizm, DEHB, gelişimsel koordinasyon güçlükleri ve çocukluk çağı kaygı durumlarıyla birlikte görülebileceğini belirtmektedir.


Dolayısıyla tek bir belirti üzerinden tanı çıkarmak doğru değildir.



Duyusal Güçlükler DEHB ile Aynı Şey midir?


Hayır.


Ancak bazı davranışlar dışarıdan benzer görünebilir.


Örneğin:


  • Sürekli hareket etme

  • Yerinde oturamama

  • Dikkatin kolay dağılması

  • Yoğun aktivite arayışı

hem duyusal ihtiyaçlarla hem de başka nedenlerle ilişkili olabilir.


Bu nedenle çocuğun neden böyle davrandığını yalnızca gözleme bakarak belirlemek yerine kapsamlı değerlendirme yapmak gerekir.


Duyu Bütünleme Değerlendirmesini Kim Yapar?


Duyusal işlemleme özelliklerinin günlük yaşam ve aktivitelere etkisinin değerlendirilmesinde ergoterapistler önemli bir rol oynar.


Değerlendirme çocuğun ihtiyacına göre:


  • Aile görüşmesi

  • Günlük rutinlerin incelenmesi

  • Klinik gözlem

  • Oyun gözlemi

  • Motor beceriler

  • Duyusal tepkiler

  • Standartlaştırılmış değerlendirme araçları

  • Ev ve okuldan alınan bilgiler

gibi farklı yöntemlerden oluşabilir.


AOTA özellikle duyusal temelli müdahalelerin, duyusal işlemleme veya bütünleme güçlüğünü gösteren belgelenmiş değerlendirme bulguları olmadan uygulanmamasını önermektedir.


Yani önce değerlendirme, sonra müdahale planı gelmelidir.



Ergoterapist Değerlendirmede Neye Bakar?


Değerlendirme yalnızca:


“Çocuk salıncağı seviyor mu?”

sorusundan ibaret değildir.


Çocuğun:


  • Evde

  • Okulda

  • Oyunda

  • Yemekte

  • Giyinmede

  • Öz bakımda

  • Sosyal ortamlarda

nasıl işlev gösterdiğine bakılır.


Örneğin çocuk sese hassassa şu sorular önemlidir:


Hangi sesler?

Her ortamda mı?

Çocuk nasıl tepki veriyor?

Bu durum okul veya günlük yaşamını engelliyor mu?


Aynı yaklaşım dokunma, hareket, yemek ve diğer duyusal alanlar için de kullanılır.



Duyu Bütünleme Terapisi Nedir?


Duyu bütünleme yaklaşımı, ergoterapi içerisinde kullanılan yaklaşımlardan biridir.


Amaç çocuğa rastgele:


  • Salıncak,

  • Top,

  • Trambolin,

  • Fırça

kullandırmak değildir.


Müdahale çocuğun değerlendirmede belirlenen ihtiyaçlarıyla ve günlük yaşam hedefleriyle ilişkilendirilmelidir.


Örneğin hedef:


“Duyu sistemini düzeltmek”


gibi belirsiz bir ifade yerine:


  • Saç yıkamaya daha rahat katılmak,

  • Sınıfta etkinlik sırasında katılımını artırmak,

  • Giyinme rutinini daha bağımsız tamamlamak,

  • Yemek sırasında belirli toleransları geliştirmek,

  • Park aktivitelerine katılabilmek

gibi günlük yaşamla ilişkili olabilir.


AOTA, duyusal müdahalelerin bireyselleştirilmesini ve kişinin anlamlı günlük aktivitelerine katılımını desteklemesini vurgulamaktadır.



Duyu Bütünleme Terapisinin Etkisi Kanıtlanmış mı?


Bu konuda tek bir “evet” veya “hayır” cevabı vermek doğru olmaz.


Duyusal bütünleme adı altında birbirinden farklı müdahaleler uygulanabilmektedir.


AAP, duyusal temelli terapilerin bazı çocuklarda kapsamlı bir müdahale planının parçası olarak kullanılabileceğini ancak genel anlamda kanıtların sınırlı olduğunu ve ailelerin bu konuda bilgilendirilmesi gerektiğini belirtmektedir.


Bu nedenle müdahalenin:


  • Belirli bir hedefi olması,

  • Değerlendirmeye dayanması,

  • Çocuğa özel planlanması,

  • Sonuçlarının düzenli takip edilmesi

önemlidir.



Evde “Duyu Diyeti” Hazırlamalı mıyım?


İnternette:


“Sakinleştiren 10 duyu bütünleme aktivitesi”

veya:

“Her çocuğa uygulanabilecek duyu diyeti”


gibi çok sayıda öneri bulunabilir.


Ancak aynı aktivite her çocukta aynı etkiyi oluşturmaz.


Bir çocuğu düzenleyen hareket başka bir çocuğu daha fazla uyarabilir.


Bu nedenle özellikle belirgin duyusal güçlükleri olan çocuklarda rastgele bir duyusal program uygulamak yerine çocuğun bireysel ihtiyaçlarının değerlendirilmesi daha uygundur.


AOTA da çocuklara değerlendirme bulguları olmadan duyusal temelli müdahaleler uygulanmamasını önermektedir.



Evde Aileler Ne Yapabilir?


Profesyonel değerlendirme gerektirmeyen günlük durumlarda aileler çocuğu gözlemleyerek bazı basit düzenlemeler yapabilir.



Çocuğun hangi durumlarda zorlandığını gözlemleyin


Örneğin:


“Bütün seslerden rahatsız oluyor.”

yerine daha spesifik olun.


  • El kurutma makinesinde mi?

  • Kalabalıkta mı?

  • Ani seslerde mi?

  • Yorgunken mi?


Bu bilgi değerlendirme için de çok değerlidir.



Davranıştan önce çevreye bakın


Çocuk markette öfke nöbeti geçiriyorsa yalnızca:


“Davranış problemi.”


demek yerine:


  • Çok mu kalabalık?

  • Çok mu gürültülü?

  • Çocuk yorgun mu?

  • Çok uzun süredir mi dışarıda?

  • Aç mı?

sorularını düşünün.


Davranışı anlamak müdahaleyi de değiştirir.



Çocuğu zorla maruz bırakmayın


Çocuk belirli bir sese veya dokunmaya yoğun tepki veriyorsa:


“Alışması için zorlayalım.”

yaklaşımı her zaman uygun değildir.


Ama aynı şekilde çocuğun bütün zorlandığı deneyimlerden sürekli kaçınmasını sağlamak da uzun vadede işlevsel olmayabilir.


Amaç çocuğun ihtiyacına göre kademeli, güvenli ve anlamlı katılımı desteklemektir.



Önceden haber verin


Çocuk saç kurutma makinesinden rahatsızsa:


“Şimdi makineyi açacağım.”


demek veya rutini görsel olarak göstermek çocuğun ne olacağını bilmesine yardımcı olabilir.



Günlük yaşam hedeflerine odaklanın


Asıl soru:


“Duyusal hassasiyeti nasıl yok ederiz?”

değil;


“Bu çocuk günlük yaşamına daha rahat nasıl katılabilir?”

olmalıdır.



Ne Zaman Ergoterapi Değerlendirmesi Düşünülmeli?


Çocuğun duyusal özellikleri:


  • Giyinmeyi,

  • Yemek yemeyi,

  • Uyku rutinlerini,

  • Okula katılımını,

  • Oyunu,

  • Öz bakımı,

  • Sosyal ortamlara katılımı,

  • Motor aktiviteleri


belirgin şekilde etkiliyorsa ergoterapi değerlendirmesi düşünülebilir.


Ayrıca:


  • Çok yoğun duyusal tepkiler varsa,

  • Günlük rutinler sürekli çatışmayla sonuçlanıyorsa,

  • Çocuk belirli aktivitelerden tamamen kaçınıyorsa,

  • Aile çocuğun davranışlarının nedenini anlamakta zorlanıyorsa,


profesyonel değerlendirme yararlı olabilir.



Cliniq'te Duyu Bütünleme Değerlendirmesi


Cliniq'te duyusal değerlendirme:


“Çocuğun duyu bütünleme bozukluğu var mı?”


sorusuyla sınırlı tutulmaz.


Asıl olarak:


“Çocuğun duyusal özellikleri günlük yaşamını nasıl etkiliyor?”

sorusuna cevap aranır.


Ergoterapist tarafından çocuğun:


  • Duyusal tepkileri,

  • Öz düzenleme becerileri,

  • Oyun,

  • Motor becerileri,

  • Günlük yaşam aktiviteleri,

  • Öz bakım,

  • Beslenme rutinleri,

  • Okul ve sosyal yaşama katılımı

birlikte değerlendirilir.


Gerektiğinde psikolog, fizyoterapist, dil ve konuşma terapisti veya diyetisyen değerlendirme sürecine dahil edilebilir.


Amaç çocuğa bir etiket vermek değil, hangi günlük aktivitelerde neden zorlandığını anlamak ve işlevsel hedefler oluşturmak olmalıdır.



Cliniq

Sağlıklı Yaşam Merkezi


Hafiziye, İki Nisan Blv. No:78G

İpekyolu / Van 65100


Telefon:

0432 502 72 22


WhatsApp:

0501 369 43 26


Çalışma Saatleri:

Pazartesi–Cuma: 09:00–20:00

Cumartesi: 09:00–18:00







Sık Sorulan Sorular


Geç konuşma kaç yaşında belli olur?


Dil gelişimi doğumdan itibaren takip edilebilir. Özellikle 18–24 ay döneminde kelime gelişimi, dili anlama, jestler ve kelime birleştirme gibi beceriler daha belirgin hale gelir.


2 yaşındaki çocuğun konuşmaması normal mi?


2 yaşında henüz anlamlı kelime kullanmayan veya iki kelimelik ifadeler oluşturmayan bir çocuk için değerlendirme almak uygun olur. CDC, 2 yaşındaki çocukların çoğunda en az iki kelimelik ifadelerin bulunduğunu belirtmektedir.


2 yaşındaki çocuk kaç kelime söylemeli?


ASHA'nın 19–24 aylık iletişim gelişimi rehberinde en az 50 farklı kelimenin kullanılması ve anlaşılması bu dönemin gelişim özellikleri arasında yer alır. Bununla birlikte kelime sayısı tek başına tanı ölçütü değildir.


Geç konuşan çocuk mutlaka terapi almalı mı?


Hayır. Önce değerlendirme yapılır. Bazı çocuklarda takip ve aile önerileri yeterli olabilirken bazı çocuklar dil ve konuşma terapisinden fayda görebilir.


Geç konuşma zekâ problemi anlamına gelir mi?


Hayır. Geç konuşma tek başına çocuğun bilişsel kapasitesi hakkında böyle bir sonuç çıkarılmasına izin vermez. Dil gelişimindeki gecikmenin nedeni ve çocuğun diğer gelişim alanları ayrıca değerlendirilmelidir.


Geç konuşma otizm belirtisi midir?


Geç konuşma tek başına otizm anlamına gelmez. Ancak dil gecikmesine sosyal iletişim ve diğer gelişim alanlarında farklılıklar eşlik ediyorsa daha kapsamlı bir değerlendirme önerilebilir.


Çocuğum önceden konuşuyordu ama kelimeleri azaldı. Beklemeli miyim?


Hayır. Daha önce kazanılmış dil veya başka gelişimsel becerilerin kaybedilmesi durumunda çocuğun doktoruyla görüşülmesi ve değerlendirme yapılması gerekir.



Öneriler


Van Ergoterapist

Ergoterapi Nedir? Hangi Durumlarda Uygulanır?

Çocuğum Sese, Dokunmaya veya Kıyafetlere Çok Hassas: Neden?

Sürekli Zıplayan ve Hareket Eden Çocuklarda Duyusal İhtiyaçlar

Seçici Yeme Nedir?

Çocuklarda Dikkat Eksikliği Belirtileri



Kaynaklar


  • American Occupational Therapy Association (AOTA) — Duyusal bütünleme ve işlemleme alanında ergoterapinin rolü, değerlendirme ve bireyselleştirilmiş müdahale yaklaşımı.

  • American Academy of Pediatrics (AAP) — Duyusal işlemleme belirtilerinin değerlendirilmesi, ayrı “duyusal işlemleme bozukluğu” tanısıyla ilgili uyarılar ve duyusal temelli terapilerin kanıt durumu.

  • American Academy of Pediatrics – Otizm Klinik Raporu — Duyusal müdahaleler ve kanıtların sınırlılıkları.

  • CDC – Otizm Tanı Kriterleri — Duyusal uyaranlara aşırı/az tepki ve sıra dışı duyusal ilginin otizm kriterleri içindeki yeri.



bottom of page